Psikologumuzdan
Psikologumuzdan

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE KORKULAR

 

Okul öncesi dönem, bir bireyin bilişsel, fiziksel ve sosyal olarak en çok ve en hızlı şekilde yeni beceriler kazandığı, çevresindeki dünyayla tanıştığı, bu dünyayı tanımaya çalışırken de sayısız bilgi depoladığı dönemlerden biridir. Bu hızlı öğrenme sürecinde çocuğun karşılaştığı her bilgi, olay ya da deneyim mutluluk ve heyecan gibi olumlu duyguları hissetmesini sağlayamayabilir. Ve çocuk kimi durumlarda da diğer duygular kadar doğal, insani ve temel duygularımızdan olan korkuyu hissedebilir.

 

Korku, bir tehlike ya da tehlike olasılığı ile ilgilidir. Kişinin zarar görme endişesinden kaynaklanır ve tehlike anlarında geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır. Bu duygu karşısında ihtiyacımız olan bastırmak ya da yok saymak değil, uygun şekilde başa çıkmayı öğrenmektir.

 

Okul öncesi dönemde karşılaştığımız korkular, yaşa göre farklılık gösterir. 0-2 yaş dönemindeki korkuları “somut korkular” olarak adlandırabiliriz: Ani gürültüler, ses çıkaran ev eşyaları, yüksek sesli müzik, uçak, helikopter sesi, farklı görünüşlü objeler, kimi insanlar ( sakallı, gözlüklü vb.. ya da palyaço gibi.. ) Bu somut korkular dışında 0-2 yaş çocuğunda anne-babasından ayrı kalmak “kaygısı” da görülmeye başlanır.

 

Çocuk bu dönemde, onu korktuğu şeyden uzak tutmak yerine yanında olup başetmesi için yol göstermenize ihtiyaç duyar.. Tabii ki bu yol gösterme, çocuğun üzerine gitme, zorlama ya da aşırı koruma tavırlarını içermemelidir. Bu anlarda tavrınız sakin olmalı, yumuşak sesle açıklayıcı konuşmalar yapılmalıdır. Eğer siz de korkulu, gergin ve tedirgin olursanız bu duyguyu pekiştirmiş olursunuz.

 

Bu anlarda sergilenen sakin ve dengeli ebeveyn tutumları, çocuğun susmasını sağlayan, bir an önce ağlamasını bitirmeyi hedefleyen seçimler içermez ama çocuğun yetişkine güvenmesini sağlar ve model olur. Çocuğu bu durumdan hemen kurtarmaya çalışan ebeveynler, farketmeden çocuğu güçsüzleştirirler; başetmeyi değil kaçınmayı öğretmiş olurlar; üstelik çocuğun duygusunu yaşaması ve ifade etmesi de engellenmiş olur.

 

2 yaştan sonra, çocuğun kazandığı bilişsel becerilerin etkisiyle korku yaratan durumlar değişmeye başlar. Çocuk artık karanlıktan, yalnız kalmaktan, masal ve çizgifilm kahramanlarından korkmaya başlar. Bu korkuları yaşayan çocukların korkularını anlatmalarına izin vermek, korku ile başetmede ilk adımdır. Paylaşılan, kelimelere dökülen duygular daha kolay başedilebilir hale gelir. Çünkü aslında konuşulmayan, anlaşılmayan, tanımlanamayan ve gizli kalan şeyler bizi tedirgin eder. Korku tanımlandıktan ve ifade edildikten sonra korkuyla başetme yöntemlerini çocukla birlikte belirlemek önemlidir. Bu konuda temel prensip çocuğun duygusuyla yüzleşmesine yardımcı olmaktır.

 

Korku duygusu karşısında zorlayıcı ve çözüme gitmemizi engelleyen iki ebeveyn tavrı – yok saymak ve – konuyu anlamaya çalışmadan çocuğu hemen sakinleştirme yoluna gitmektir. Bu süreçte anne-babaların sıklıkla düştükleri bir tuzak ise korku yaratan durum karşısında çocuğun anne-babaya bağımlı hale gelmesine fırsat vermektir. Örneğin karanlıktan korkan bir çocukla birlikte yatan anne-baba aslında çocuğun korkuyla başetmesine yardımcı olmaktan çok, çocuğun tek başına yatamayacağı inancını pekiştirmektedir.

 

Bazı durumlarda korku yaratan unsuru kelimelerle ifade etmek çocuk için çok kolay olmayabilir. Böyle zamanlarda korku yaratan durumun resmini yapmak ya da bunu ortaya çıkarabilecek oyuncaklarla çocuğun oynamasını teşvik etmek süreçte yardımcı olacak yöntemlerdir. Ayrıca karşılaştığı zor durumlar ve korkularıyla başa çıkmayı başarmış kahramanlar hakkında anlatılan masallar da çocuk için yol gösterici olacaktır.

 

Biz duygularımızla bir bütünüz, her bir duygumuz bizim bir varoluş yolumuz, dış dünyaya verdiğimiz tepkilerimiz, bizi “insan” yapan yanımız, hissettiklerimiz... Böyle bakıldığında temel duygularımızın eksikliği ve yokluğunu “sağlıklı/normal olmak” sınırları içinde değerlendirmemiz mümkün değil.. Tüm bu tanımlamalar tabii ki “korku” için de geçerli.. Bu yüzdendir ki eğer okul öncesi çağındaki çocuğunuzun “korkusuz” olduğunu gözlemliyorsanız ( özellikle tehlike ve tehdit içeren olaylar ile ani, beklenmedik ses, gürültü, görüntü vb. karşısında ) bir uzmandan fikir alabilirsiniz.

 

                                                Psikolog

 

                                              Başak Kuzucu